click on the names to read texts
June,9,2009 MTIF forum, Istanbul University
Honorable Omer Tarzi, president of Mahmud Tarzi Foundation,
Excellencies, Ladies, Gentlemen
My speech is for prof. Wahab Tarzi, grandson of Allama Mahmud Tarzi and my teacher during my education at Istanbul University . I am honored to receive an invitation for this forum to talk about my teacher, honorable master Wahab Tarzi. At this point with your permission, I would like to make some reminders about our teacher together with the information I have received from Tarzi Family's valuable member Kerim Tarzi.
I started University of Istanbul Arabic-Persian Philology as a student in 1957. Prof. Ahmet Ates was my teacher for Arabic and Persian Language and Literature classes. 1957 was the year that Abdulvehhab Tarzi returned to Afghanistan and worked as Manager of Tourism. Late Abdulvehhab Tarzi came to Turkey with his family as an exile in 1929. The rebellion against King Ammanullah and the declaration of Kingdom of Nadir Khan, unfortunately Tarzi family had to leave Afghanistan.
Abduvehhab Tarzi worked at the University of Istanbul from 1939 to 1952 and became a Professor. At those times, Helmut Ritter and Ahmed Ates were at the Faculty of Literature. Ahmed Ates was the assistant of Helmut Ritter in 1939 and in 1943 he became associate professor.Ahmed Ates and Abdulvehhab Tarzi were the business partners of Helmut Ritter till 1949. Helmut Ritter returned to Germany in 1949 and came back to Istanbul in 1956.
During this time, in 1942, Ahmed Ates and Abdulvehhab Tarzi published a book called "Persian Grammar". We studied this book which was published among the University of Istanbul Faculty of Literature publications, with Ahmed Ates.
On the preface they were saying : This language (Persian) was included to schools equivalent to today's Junior High School and High School in our country and lots of grammer books have been published in this language. But because it is not easy to find these old grammars in todays book and with the word revolution, Persian Grammar with new words were needed to be published. The texts in this book were quoted from rich libraries and also from unpublished works which would interest wise men. One of our purposes while choosing these was to rise a desire on the readers to make researches in our libraries, publish important texts and work on the progress on science.
At the end of our preface, we have one more duty which is to thank our teacher Professor Helmut Ritter who read all the copies of the Grammar part and gave valuable suggestions and share unpublished texts with us during preparations.
The Persian Grammar we have studied in 1957, made us love Persian as well as gave us the desire to write Persian articles which made our teachers' wishes come true.
Abdulvehhab Tarzi made valuable translations from Persian to Turkish on the following years. XV. Century famous Iranian poet and wiseman Cami'nin Salaman u Absal's poem made up of rhymed couplets and XI. Century's important Iranian poet Nasir-i Husrev's Sefer-name were only the two of them.
In this translation of Salaman'la Abdal in 1944, on the 16th page of the preface he wrote: "The translation of Yusuf and Zuleyha was made by Auguste Bricteux in 1911 to French and published in Paris. He added a long and wise preface about the Iranian prosody and esthetic together with Camii's works in mysticism. " This expression was because of an appreciation of a work. İt can be clearly seen from here that no matter what kind of a work, it is important to write an introductory preface of the writer in literature. Abdulvehhap Tarzi followed those thoughts and gave introductory information on the prefaces about both Salaman'la Absal and in 1985 about Nasir-i Husrev's Sefername and placed them in deserved places in Iranian Literature. In both prefaces we can see the use of scientific methods evaluation of authors. A reminder : He was well aware of the actions taken on both authors in west. An Addition : At the end of the preface in Salaman'la Abdal's translation, he is thanking all this colleques and especially Abdulbaki Hodja for all the help he received calling him dear friend and wise man. This behaviour will set an example for researches in the field.
Once again, all the above confirms all the comments full of praise made by Ahmed Ates. May God rest their soul in peace. Thank you all for listening to me carefully and patiently.
Biography of Prof.Ahmet Suphi Furat
Date of Birth 22.02.1940
1962 Graduation from Arabic-Persian Philology and started
internship
1965-1966 Turkish lecturer in University of Erlangen, Germany
1966 Doctorate
1971 Associate Professor
1978 Professorship
1982-1987 Islamic Encyclopedia Article Board Member
1989-2006 Head of Arabic Language and Literature Department
1995-2006 Director of Oriental Research Center
1997-1998 Minister of Culture Consultancy
1995-2006 Director of Oriental Languages and Literature Department
Biography of Prof.Ahmet Suphi Furat
Doğum/Birth : 22.02.1940
1962 Arap-Fars Filolojisinden mezuniyet ve asistanlık
1965-1966 Almanya'da Erlangen Üniversitesi'nde Türkçe okutmanlık
1966 Doktora
1971 Doçentlik
1978 Profesörlük
1982-1987 İslam Ansiklopedisi yazı kurulu üyeliği
1989-2006 Arap Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanlığı
1995-2006 Şarkiyat Araştırma Merkezi Müdürlüğü
1997-1998 Kültür Bakanı Danışmanlığı
1995-2006 Doğu Dilleri ve Edebiyatları Bölümü Başkanlığı ve Şarkiyat Araştırma Merkezi Müdürlüğü
Muhterem Abdulvehhab Tarzi Hocamız,
Ben İ.Ü. Edebiyat Fakültesi'nin Arap Fars Filolojisi'ne 1957 yılında öğrenci olarak yazıldım. O yıllarda Arapça ve Farsça dil ve edebiyat derslerine hocam Prof. Ahmet Ateş Bey giriyordu. 1957 yılları, Abdulvehhab Tarzi hocamızın Afganistan'a döndüğü ve orada Turizm İdaresi Müdürlüğü yaptığı yıllardı. Bu noktada müsaadenizle, Tarzi ailesinin değerli bir üyesi Kerim Tarzi Bey'in lutfettiği bilgilerden de faydalanarak, hocamızla ilgili bir iki hatırlatmada bulunmak istiyorum. Merhum Abdulvehhab Tarzi hocamız, 1929 yılında ailesi ile birlikte Türkiye'ye sürgün olarak gelmiş. Kral Emanullah'a karşı ayaklanma ve onu müteakip Nadir Han'ın krallığını ilan etmesi ile Tarzi ailesi maalesef Afganistan'ı terk etmek mecburiyetinde kaldı.
1939 yılından itibaren 1952 yılına kadar İstanbul Üniversitesi'nde çalışan Abadulvehhab Tarzi hocamız, burada profesör oldu. O sıralar Edebiyat Fakültesi'nde Helmut Ritter hocam ile Ahmed Ateş hocalarım vardı. Ahmed Ateş hocam, 1939 yılında Helmut Ritter hocamın asistanı olmuş, 1943 yılında da doçent unvanı almıştı. Ahmed Ateş hocam ile Abdulvehhab Tarzi hocalarım , 1949 yılına kadar Ritter hocamın mesai arkadaşları olmuştu. Ritter hocam bu tarihte yani 1949 yılında Almanya'ya dönecek ve 1956 yılında İstanbul'a tekrar gelecektir.
İşte bu devrede 1942 yılında Ahmed Ateş hocamla Abdulvehhab hocamız birlikte "Farsça Grameri" adlı bir kitap yayınladılar. İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Şarkiyat Enstitüsü yayınları arasında neşredilmiş olan bu eseri bize Ahmed Ateş hocam okutmuştu.
Hocalarım bu eserin önsözünde şöyle diyorlardı : Bu dil (yani Farsça) memleketimizde eskiden, şimdiki orta mektep ve liseye tekabül eden mekteplerin tedris programına dahil olduğundan , o zamanlar bu dile mahsus bir çok gramer kitapları yazılmıştı. Fakat bu eski gramerleri bugün kitapçılardan kolayca bulmak mümkün olmadığı gibi, harf inkılabı dolayısıyla, talebe artık bunlardan istifade edemeyecek bir vaziyette bulunduklarından, yeni harflerle bir Farsça grameri yazmak ihtiyacı hissedilmekte idi. Bu eserin metinler kısmı çok zengin kütüphane hazinelerimizden istifade edilerek, belki alimlerin de alakasını celb edecek olan hiç neşredilmemiş bazı eserlerden de parçalar alınmıştır. Bunları intihap ederken ayrıca bir gayemiz daha vardı ki, o da, bu parçaları okuyanların bazılarında kütüphanelerimizde araştırmalar yapmak , mühim metinleri tashih ederek basmak ve bu suretle ilmin terakkisine çalışmak arzusunu uyandırmaktı. Sözlerimizi bitirirken, burada yapmak istediğimiz bir vazifemiz kalıyor ki , o da gramer kısmının müsveddelerini baştan başa okuyarak kıymetli telkinlerde bulunan ve müntehabatı yaparken neşredilmemiş bazı yazmaları bize haber veren hocamız Profesör H. Ritter'e teşekkür etmektir.
1957 yıllarında okuduğumuz bu Farsça Grameri, bize Farsça'yı sevdirdiği gibi, bizlerde Farsça yazma eserler konusunda araştırmalar yapmak arzusunu da uyandırmış, böylece hocalarımızın temennilerinin gerçekleşmesini sağlamıştı.
Abdulvehhab Tarzi hocamız daha sonraki yıllarda Farsça'dan Türkçe'ye değerli tercümler de yaptı. Bunlar arasında XV. asırda Timurlular devrinde yaşamış meşhur İranlı şair ve alim Cami'nin Salaman u Absal mesnevisi ile XI. asrın en mühim İran şairlerinden Nasır-ı Husrev'in Sefer-name'si bulunmaktadır. Hocamız 1944 yılında İstanbul'da Salaman'la Absal adıyla neşrettiği tercümesinde, uzunca önsözün 16. sayfasında şöyle diyordu :
" Yusuf ile Züleyha mütercimi, Auguste Bricteux 1911'de (Salaman u Absal'i) Fransızca'ya nesren tercüme etmiş, Paris'te basılmıştır. Bu tercümeye, tasavvuf ile İran şiirinin aruzu ve bedii ile Cami'nin eserleri hakkında alimane ve uzun bir de önsöz ilave etmiştir". Bu ifade, beğenip takdir ettiği bir çalışma vesilesiyle söylenmekteydi. Buradan onun çalışma hangi türden olursa olsun, eser sahibinin edebiyattaki yerini tanıtıcı bir önsöz yazmanın gereğine inandığını anlamaktayız. Gerçekten de Abdulvehhab Tarzi hocam gerek Salamla'la Absal gerekse daha sonra 1985 yılında yine İstanbul'da neşrettiği Nasır-ı Hüsrev'in Sefername tercümesinde yazdığı önsözlerde bu düşüncelerini uygulamış ve her iki eserin yazarları hakkında kaynaklara dayanarak tanıtıcı bilgiler vermiş, onları Iran edebiyatında hakkettikleri yere oturtmuştur. Her iki önsözde de hocamızın söz konusu eserlerin müelliflerini değerlendirmede ilmi usullere başvurduğunu görmekteyiz. Burada şu da hatırlatılmalı: Hocamız her iki çalışmasında Batı'da bu iki müellifle ilgili yapılan bütün çalışmalardan da haberdardır.
Burada şunu da ekleyelim: Abdulvehhab Tarzi hocam Salaman'la Absal tercümesinin başına koyduğu önsözün sonunda, kendisinden faydalandığı mesai arkadaşlarına özellikle de aziz dostum edip ve fazıl diye nitelediği Abdulbaki Hoca'ya, kendisinden gördüğü yardımlara samimi teşekkürlerini sunar. O'nun bu kadirşinas davranışı, bu sahadaki araştırıcılara örnek olacak niteliktedir.
Bütün bunlar rahmetli Hocam Ahmet Ateş Bey'in onun hakkındaki güzel ve sitayişkar değerlendirmelerini haklı çıkarmaktadır. Her ikisine huzurlarınızda tekrar rahmet diliyor; beni sabır ve dikkatle dinlediğiniz için de size teşekkür ediyorum.