click on the names to read texts
MTIF - June 8th-9th, 2009
MAHMUT TARZİ VE BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ
Mahmut Tarzi zamanının büyük şairi, ilim adamı, siyasetçisi ve sömürgeciliğe karşı ulusal duruşu ve kişiliği ile bilinir. Mahmut Tarzi henüz 14 yaşında iken babası hapse atılmış ve bir süre sonra serbest kaldığı halde zorunlu gözaltı süreci başlamıştır. Bu gözaltı süreci bitmeden çileli sürgün hayatına maruz kalmasıyla sevdiği vatanından uzaklarda yaşamak zorunda bırakılan bir babanın evladıdır. Sürgün ve çile ona babasından kalan miras olmuştur adeta.
Mahmut Tarzi, babası Serdar Gulam Muhammed Tarzi'nin 1900 yılında vefat etmesiyle, 1902 yılında geçici olarak Afganistan'a geri döndü. Afganistan ziyareti çok kısa süren Tarzi'nin Türkiye'ye dönüşü gerçekleşti. 1905 yılında ise Tarzi 40 yaşında iken ailesiyle birlikte ülkesine temelli dönüş yaptı.
Tarzi, Kandahar'da başlayıp Karaçi, Bağdat, Şam ve İstanbul'a uzanan 25 senelik eğitim serüveniyle zamanının modern ilmi ile tahsilini tamamladı. Ahunzade Molla Muhammed Ekrem Hotak ile başlayan Seyit Cemalettin Afgani ile biten eğitimi sırasında modern bilim ile donanım alarak Allama (dahi) unvanını kazandı. Tarzi, Türk kültürü, Türk sevgisi ve Türk hoşgörüsü ile aşılanan bir politikacı olduğu kadar Afgan halkına bir armağandır. Bu meşakkatli süreç ne kadar zor olsa da büyük bir devlet adamının çıkmasında Afgan haklı için tarihi bir fırsat olmuştur. Tarzi, bu fırsatlardan çok iyi faydalanmış Farsça ve Peştuce'ye ilaveten Urdu Dili, Arapça, Fransızca ve Türkçe dillerini iyi derecede öğrenmiştir. Döneminin en büyük Âlimleri, Siyasetçileri ve Mütefekkirleri ile tanışmış ve onlardan faydalanma fırsatını bulmuştur. Tarzi bu süreçte sömürgeci zihniyete karşı milli mücadelesini yürütmek için gerekli alt yapıyı oluştururken birçok kitap, makaleler yazmış veya çevirisini yapmıştır.
Tarzi, 1905 yılında Afganistan'a döndüğünde 'Ahvan-i Afgan' teşkilatının önde gelenleriyle irtibata geçerek Milli Mücadelenin başarılı olması için sosyolojik araştırmalar yapmış ve durum değerlendirmesinde bulunmuştur. Bağımsızlık için tasarladığı fikirlerini ana hatlarıyla toparlama imkânı bulmuş ve şu ana başlıklar altında toplamıştır:
Tarzi'nin bu tezleri süratle belli çevrelerde gözle görülür biçimde kendini belli etmeye başladı. Ve kısa sürede yayılarak Meşrutiyet mücadelecileri ve bu yolda baş koymuş aydınlar, ruhani liderler, yazarlar, şairler, saray hadımları, sanatçılar ve toplumun bütün kesimlerinin bir araya gelmesine, kaynaşmasına önemli rol oynadı.
Mahmut Tarzi ortaya koyduğu bu tezler için can-u gönülden mücadele verirken 1909 yılında Kral Habibullah Han'ın oğlu Şehzade İnayetullah Han Tarzi'nin büyük kızı Hayriye ile evlendi. Bir süre sonra ise Kralın bir diğer oğlu ve Afganistan'ı özgürlüğüne kavuşturacak olan Şehzade Amanullah Han Tarzi'nin küçük kızı Melike Süreyya ile evlendi. Bu evlilikler Tarzi'yi saltanat ile yakınlaşmasını sağladığı gibi fikirlerini daha özgürce dile getirmesine olumlu ve umut verici katkılar yapmıştır.
Mahmut Tarzi saltanatla bu yakınlığı sayesinde Kraliyete bağlı Türkçe 'Darüttercüme-i Türkî'yi (Türkçe Tercüme Bürosu) kurdu ve çalıştı. Bu büro çatısı altında birçok Talimatnameler ve Nizamnamelerin (Askeri ve Mülki İdari Yasalar) Türkçeden Farsçaya çevirisini yaptı. Yine 'Rus ve Japon Savaşı' isimli kitap başta olmak üzere birçok kitabında çevirisi bu dönemde Tarzi tarafından yapılmıştır.
Tarzi için en önemli dönem 1911 yılında Padişah'tan aldığı izinle 'Siracul Ahbar-i Afganiyye' adlı gazetenin çıkarmasıyla başlar. Bu gazete Tarzi hayatında dönüm noktalarından birini oluşturur. Çünkü Tarzi'nin ortaya koyduğu tezlerin ve bağımsızlık için çizdiği yol haritasının daha geniş kitlelere ulaştırılması ve devrimlerinin dünyaya anlatılması için bu en önemli araçtı. 'Siracul Ahbar' Afganistan Milletinin dünyaya yankılanan tek sesiydi. Bağımsızlık için mücadele eden bütün gruplar ve kişilerin örgütlenmesi ve bir araya gelip ortak bir faydada buluşmaları için 'Siracul Ahbar' en önemli zemini hazırlamaktaydı. Böylece Milli Mücadelenin teşkilatlanmasına en büyük katkıyı sağladı. Mahmut Tarzi 'Siracul Ahbar' vasıtasıyla fikirlerini çok kısa zamanda daha geniş kitlelere intikal ettirmeyi başardı. Ve sömürü zihniyetinin temsilciliğini üstlenen Kraliyet ailesine derin darbeler indirdi. Tarzi ve arkadaşlarının bu gazetede yazdığı makaleler Afganistan ve bütün Asya'da sömürgeci güçler ve yandaşlarına öyle güçlü depremler yarattı ki sarsıntıları gelecek kısa zamanda büyük değişimlere yol açtı. Bu dönemde Tarzi'nin 'Hayyu Alel Falah', 'Asya Asyalılarındır', 'Geldi Geçti' gibi 500'den fazla makalesi yayınladı.
1918'lı yıllar Tarzi için mücadelenin en zor yıllarıydı. En yakın dava arkadaşları Saltanat hükmüyle ya hapishanelere doldurulurken ya da idam edilmekteydi. Sömürgeci zihniyet yanlısı Kraliyet baskısıyla bağımsızlık sevdalıları her türlü baskıya ve zulme maruz kaldılar. İngilizlerin baskısıyla 'Siracul Ahbar' gazetesi 1918 yılında kapatıldı ve Tarzi 5000 Rupiye-i Kabuli (o zamanda çok büyük bir para) para cezasına çarptırıldı. Şehzade Amanullah Han eşi Melike Süreyya'nın mücevherlerini satarak bu cezayı ödemiştir.
Bu süreçte Tarzi teşkilatlanmayı dolaylı yollardan yürütmekteydi. Sömürgeci güçler ve onların yandaşları için artık çok geçti. İdamlar, hapse atmalar ve zulümler Tarzi ve arkadaşlarını yıldırmamış aksine zafere biraz daha yaklaşmalarını sağlamış mutlu sona daha da yaklaştırmıştır.
1919 yılında İngiliz yanlısı Kral Habibulah Han bir suikast sonucu öldürüldü ve yerine 27 yaşındaki oğlu Amanullah Han tahta geçti. Bu gelişme Tarzi ve yoldaşlarının iktidara gelmelerini müjdelemekteydi. Çünkü Amanullah Han Tarzi tarafından yetiştirilmiş bağımsızlık ruhuyla aşılanan sömürgeci ve işgalci güçlere karşı eğitilmiş önemli bir şahsiyetti. Genç Kral tahta geçer geçmez ilk işi daha önceki iktidar döneminde hapse atılan sürgüne gönderilen zulüm gören aydınları özgürlüğüne kavuşturmak oldu. Böylece topyekûn Milli Seferberlik ve bağımsızlık savaşı başlatıldı cepheler oluşturuldu ve çok kısa zamanda Afganistan bağımsızlığına kavuşarak tam bağımsız ve özgür iradeye kavuştu. Böylece Tarzi'nin bağımsız ve özgür bir Afganistan için çizdiği yol haritasının birinci safhası tamamlanmış oldu.
Savaş kazanıldıktan sonra Tarzi 'heyet-i Aliyye'nin başkanı sıfatıyla İngilizlerle müzakerelerde bulundu. Dışişleri Bakanı, Büyük elçi gibi birçok önemli görevlerde bulundu. Ve bu görevlerde gösterdiği sadakat ve başarıları sayesinde Afganistan tarihinde önemli bir yer tutmaktadır.
Tarzi bu görevleri yaparken halkımız için büyük bir onur ve gurur kaynağı olan Afgan - Türk dostluğuna katkı sağlamasıyla Mevlana'dan sonra gelen ikinci şahsiyettir. Tarzi bir taraftan Milli Mücadelesini sürdürürken diğer taraftan Afgan - Türk halkları arasındaki kardeşlik ve dostluk bağlarını elinden geldiği ölçüde güçlendirmeye çaba göstermiştir. O Afgan halkını, Türk dostluğu ve Türk sevgisi ile öyle aşılamış ki günümüze kadar bu sevgi ve kardeşlik hiç noksana uğramadan daha da güçlenerek süregelmiştir. Bundandır ki Türk halkının kurtuluş için mücadele verdiği en zor günlerinde Afgan halkı kardeşlerinin yanında olmuştur. 'Şehit Afgan' adıyla anılan anıtta yatan binlerce Afganistanlı şehit Çanakkale'nin bağrında Afganistan'ın gururu ve kahraman Mehmetçiğin ebedi komşuları olmuştur. Tarzi'nin kurduğu bu dostluk köprüsü Afgan ve Türk halkları arasında ebediyen varlığını sürdürecektir. Bundandır ki Türk Milleti ve Türk Devleti daima kardeşlerini unutmadan her daim Afganistan halkının yardımına koşmuştur. Özellikle kahraman Mehmetçikler Afganistan halkına vefa borçlarını fazlasıyla eda etmekteler.
Konuşmamı bitirirken 'Hüsnü Huttam' olarak hatırlatmalıyım ki Mahmut Tarzi vatandaşları olarak, Tarzi ve onun vatan sevgisi, dostluk ve kardeşlik ruhu ile onur duyuyoruz. Afgan - Türk dostluk Konseyi aracılığıyla onun haklı davasını takipçisi olduğumuz için ayrıca kendimizi bahtiyar addediyoruz. Ve bu toplantıya emeği geçen Mahmut Tarzi Vakfi Başkanı Sayın Ömer Tarzi, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Sayın Prof. Dr. Korkut Hocama, Avrasya Enstitüsü Müdürü Sayın Dr. Hayati Beye ve her daim bizi destekleyen değerli işadamı Afgan - Türk Dostluk Konseyi Genel Başkanı Sayın Bereketullah Kadiri beyefendiye sonsuz şükranlarımı sunarım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Ziya KAYSARİ
Vefatının 75. Yıl Dönümünde Mahmut Tarzi Forumu
8 - 9 Haziran 2009 - İstanbul